Özgür Eğitim

Yarıştırıcı ve sosyal olmayan eğitim sisteminde son 10 yılda 17 temel değişikliğe gidildiğini düşünürsek dünyada olduğu gibi ülkemizde de eğitim sistemi yetersizlik ve yakınmalarla dolu… 

Yazı: Ayşe Yılmaz / Fotoğraf: Serkan Çolak

“Bugün teneffüste yakar topu oynadık. Ama oyuna başlar başlamaz zil çaldı. Derse yetişmek için koştum. Merdivenlerde ayağım takıldı, düştüm. Öğretmenim kızar diye tuvalete gidemedim. Ellerimi ıslak mendille sınıfta sildim” İlkokul öğrencisi Dilruba’nın 3 satırlık okul özeti eğitim sisteminin baş döndüren hızına en güzel örneklerden biri. Dilruba, her sabah 07.30’da derse başlamak zorunda kaldığı için düzenli kahvaltı yapamamaktan ve uykusunu alamamaktan şikâyetçi. Okulda akranları ile birlikte olmaktan mutlu; oyuna zaman ayıramamaktan dolayı ise mutsuz. Okulun başlangıç/bitiş saatleri ve teneffüs süreleri dolaylı olarak Dilruba gibi bütün çocukların beslenme ve sosyalleşme olanaklarını etkilemekte ve kısıtlamakta.“Voleybol kursuna başladım. Aslında ben basketbol seviyorum. Ama okulda oyun oynamak için derse girmeyince hocalarımız yok yazıyor. Bir kursa gidince izinli sayılıyoruz. Ben de açılan ilk kursa başladım. Daha çok oyun oynuyorum. Zaten derse girmeyi de sevmiyorum” diye sitem ediyor Dilruba’nın kuzeni Barış. Tam gün eğitim alan Barış’ın dersleri kuzenine göre daha geç başlıyor. Okuldaki sosyal ve oyun etkinliklerinden daha fazla faydalanabiliyor. Ancak Barış’ın da Dilruba ile ortak bir sıkıntısı var. Teneffüs saatleri ve sınavlar. Barış her ne kadar sosyalleştiğini düşünse de temelinde okuldan uzaklaşma var.

“Çocukların oyunu oyun değil, onların en ciddi uğraşıdır.” der Montaigne. Oyunu çocukların eğilimi olarak gördüğümüzde en temel insan hakkı olan eğitimi ve öğretimi onlara daha iyi sunmuş oluruz. Türkiye’de 18 milyon öğrenci 900 bin öğretmen tarafından eğitiliyor. Eğitim örgütlerinin rakamlarına göre yaklaşık 100 bin ücretli öğretmen var. Öte yandan 400 bini aşkın öğretmen de atama bekliyor. Yarıştırıcı ve sosyal olmayan eğitim sisteminde son 10 yılda 17 temel değişikliğe gidildiğini düşünürsek dünyada olduğu gibi ülkemizde de eğitim sistemi yetersizlik ve yakınmalarla dolu. Bunu kendi bireysel tecrübelerimizden biliyoruz. Bildiğimiz bir diğer konu ise “Asi” olarak nitelendirilen öğretmenlere duyulan ihtiyaç. Yani yenilik yapan, öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına yanıt veren ve sürekli değişen eğitim sistemine adapte olan öğretmenlerden bahsediyoruz.

Son zamanlarda öğretmenlerin alanlarında uzman, rehber ve danışman olmaları giderek daha fazla talep ediliyor. Ancak maaşların yükseltilmesi ise söz konusu değil. Maaşlardaki milimlik artışların eğitime olan darbesi göz ardı edilmekte ve mutsuz öğretmenlerin kaliteli nesilleri yetiştirmesi beklenmekte. Eğitime uzun vadeli yatırım yapmaktan kaçınan Türkiye’de herkes için eğitimi savunan bir sistemin geliştirilmesi şart. Eğitimdeki verimliliği artırmak için, çocukları doğru yaşta eğitime almak, eğitim altyapısını güçlendirmek, bir özgürlük alanı yaratmak gerekiyor. Eğitimin insan hakkı olduğunu, bu doğrultuda hayatlara yön verildiğini hatırlatmak ve bu haktan yararlanmak için ısrarcı olmak da bize düşüyor. Mutsuz sistemin kurtarıcı kahramanları, kendini geliştirmiş,  yenilikleri takip eden, sıradanlığın dışına çıkıp öğrencilerin ufkunu açan sözüm ona  “Asi” denilen öğretmenlere de ihtiyacımız var. Çünkü her yaşta ve seviyede kaliteli eğitimin en temel gereksinimi nitelikli öğretmenlere dayanıyor.