Arguvan; Bozkırın Yazgısı

Fotoğraflar: Kasım Gümüş / Yazı: Mehmet Sait Taşkıran

Kasım Gümüş’ün Arguvan coğrafyasını, kültürünü anlattığı fotoğraflarına hem bir arada hem de birbirlerinden ayrı bakıyorum, defalarca. Uzun uğraşlar ve çabalarla, geniş bir zamana yayıp çalışıldığı, konu edinilen kültürün, coğrafyanın özümsenerek ele alındığı belli olan fotoğraflar önemli bir tanıklığı belgeliyor.

Tarımda makineleşmenin yaygınlaşmadığı dönemlerde bozkırın bütün yükünü eşekler çekerdi. Artık eşeğin yük olduğu yörede önceleri neredeyse her evde iki üç eşek olurdu. Arguvan’da heyelan bölgesindeki eski askerlik şubesi binasının önündeki eşek atıl binayla birlikte zamana direniyor./Yaşam bozkırda tamamen yağmura bağlıdır. Arut Yazısı’ndaki çatlamış topraklarda kaplumbağa susuzluğa karşı direncini yitirmiş.

Anadolu’yu gezmiş, kentler, kültürler üzerine yazılar yazmış biri olarak uzun uzadıya Malatya’nın ilçesi olan Arguvan’ı, köylerini, coğrafyasını, kültürün dinamiklerini oluşturan inanç biçimlerini, sosyolojik yapıyı anlatmayı seçebilirim. Fakat buna her yeltendiğimde fotoğrafların anlattıklarından uzak kalacağım, derinliği, temayı kaçırıp etkileyeceğim korkusuyla vazgeçiyorum. Bu kez Roland Bartes’ın “Camera Lucida” kitabındaki şu sözlerine sadık kalmak gerektiğini düşünüyorum;

“Fotoğraf felsefi olarak dönüştürülemez (sözlerle anlatılamaz); ağırlıksız ve saydam bir kılıf gibi sardığı olumsalın yükü altındadır.” Bu nedenle felsefi olmasa da sosyolojik sözlerle bir anlatıya girip saydamlığı dönüştürme yolunu seçmeden sadece tanık olunan yaşamlara, coğrafyaya, kültüre sınırlı bir ayna tutabilirim. Zira aynanın yansıttıklarını da kapsayan tanıklığı fotoğraflar ziyadesiyle anlatıyor.

Yaz sona erip yağmurlar başladığında Arut Yazı’sında küçük bir su birikintisi oluşur. Bu topraklarda küçük su birikintisinin adı “Baz Gölü” olur./Bozkır coğrafyasında sert uçurumlar, tehlikeli yollar olmaz. Arguvan insanının barışçıl olmasının bir nedeni de bu coğrafyadır. Deveboynu’ndan bakıldığında bozkırın deniz gibi dalgalandığı görülür./Gecekondu köyünde köylüler patoza sap atıyorlar.

Anadolu dediğimiz geniş yarımadada bozkırın ana yurdu neresi diye sorsalar, yanıtlardan birine Arguvan karşılık gelir. Çorak topraklara yayılan irili ufaklı köylerde yaşayanlar bilir bunu. Halpuz(Dolaylı), Gecekondu, Minayik(Kuyudere), Gürge(Koyuncu), Ektir(Tarlacık), Aşağısülmenli köyleri doğanın hükmüne boyun eğip toprağını doğadan bilip bozkıra sığdırırlar yaşamlarını.

Alın yazısı gibi işlenir toprağın çatlağı, uzayıp giderken dalgalı düzlüklerde neredeyse ufukla birleşir. Bozkır denir bu uçsuz bucaksız çoraklığa, hani yalnızca bir iklim adı olmayan. Her dem sayfalara durgun bir yaz günü, umutsuz ve sıcak bir yakarış, zemheride buz kesmiş bir haykırış, sebatkâr bir bekleyiş olarak yazılan. İşte o vakit toprağın çatlaklarında yaşamın sureti çizilir. Kavruk olur bozkırın sureti, sesi de yanık.

Arguvan’da kadın yaşamın her yerindedir. Ektir köyünde Hanım Hala saman atarken./Her zaman barışçıl ve muhalif bir dil kullanan Arguvan’da resimler duvarda olsa da Arguvanlılar acısını yüreğinde taşır./Önce kömbeler açılır sonra köz yapılarak kömbe köze konur. Üzeri sacla kapatılarak sacın üzerinde ateş yakılır. Arguvan’da kömbe sıradan bir iş değildir. Genellikle özel günlerde ya da özel konuklar için yapılır. Ektir köyünden Hatice Hala kömbenin pişmesini kontrol ederken.

Çehov’un Bozkır isimli uzun öyküsünde dile getirdiği gibi bozkırda her şey apaçıktır. Gizli planlar art niyetler olmaz. İyilik de kötülük de aşikârdır. Bu açıklıkta sadece duygular gizlenir, yoğrulur, bekletilir ve Arguvan bozkırında dile gelir. Çalışmaktan, toprağı doğayı sırtlanmaktan yorgun düşmüş eller kendiliğinden tezeneye gider. Sazın telleri, bin bir özlem içinde titrer. Sonra öyle bir türkü olur ki ırmaklar gibi coşar, dalgalı düzlüklerde bir görünüp bir kaybolan seraplar gibi gösterir cemalini. Coğrafyayla bir arada yoğrulan ünlü Arguvan türküleri de bu yazgının dile gelişidir. İçinde sevda, özlem, sitem en çok da kara yazı işlenir.

Arguvanlılar “Yazı” derler ağaçsız, mera olarak kullanılan ve çok az ürün veren tarlalarla uzayıp giden düzlüklere. Bir nevi toprakla çizilen kadere yüklenmiş bir anlamdır yazı, yaşayanların yazgısı. Yazı toprağı çetindir lakin cömert olur. Toprağın yapısı bilgeliği, dedelik makamını, döndükçe erenlere ulaşmanın yolunu da sunmuştur insanına…

Karaca köyündeki ilkokuldan geriye kalan./Geçmişte birleştirilmiş sınıflarda yaklaşık yüz öğrencinin okuduğu Gecekondu köyündeki ilkokul artık kullanılmıyor.