Belgrad; Sava ve Tuna’nın Işığı

Fotoğraflar: Umut Kaçar

Belgrad’ın tarihini dünya savaşlarını milat belirleyip anlayabilmek daha mümkün. Öncesinde uzun yıllar Osmanlıların elinde kalan Belgrad, Kara Yorgi isyanlarıyla önce yarı bağımsızlık sonra 1878’de ise tam bağımsızlığını kazanmış, 20. yüzyılın başlarında Avusturya İmparatorluğu’nun işgalinde kalmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasına sebep olan olay Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın Sırp Gavrilo Princip tarafından öldürülmesiydi. Sırpların kaderini belirleyen önemli kişilerden olan Kara Yorgi gibi Gavrilo Princip de neredeyse hemen her parkta her meydanda resimlerle, heykellerle anılıyordu. Sonrasında soğuk savaş yıllarının ünlü liderlerinden Josip Broz nam-ı diğer Tito, partizan birlikleriyle beraber direnişten galip çıkıp Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin temellerini attı. Yugoslavya, “Güney Slavlar Ülkesi” anlamına geliyordu. Geniş bir coğrafyaya yayılan Yugoslavya’da, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Boşnaklar, Karadağlılar, Makedonlar, Arnavutlar ve Macarlar yaşıyordu. Tito, hayatının son bulduğu 1980 yılına kadar Yugoslavya’yı bir arada tutmuş, bütün coğrafyayı sosyalizme göre şekillendirmişti. Belgrad, sosyalist cumhuriyetlerin yönetim yeri halindeydi. Büyük Yugoslavya’nın dağılmasından sonra hızlı bir şekilde yeni dünyaya entegre olmaya başlayan kent, Novi Belgrad bölgesine doğru yayıldı. Kent 17 belediyenin birleşiminden oluşuyor, diğer banliyölerle birlikte nüfus iki milyonu buluyordu. Stari Grad, Palilula, Novi Belgrad, kentin merkezi sayılıyordu.