Döşemealtı Mağaraları

Fotoğraf: Ali Ethem Keskin

Jeolojik özellikleri gereği oldukça geçirgen ve hem fiziksel hem de kimyasal çözünmeye elverişli olan kayacın şekillenmesinde yalnızca akarsu ve şelaleler değil su tablası hareketleri de oldukça etkilidir. Oluşumundan sonra tabla yüksekliğine bağlı olarak dehliz sistemleri şeklinde de olabilen bu tip mağaralar da dâhil, bu yeryüzü şekilleri bakımından en zengin bölgelerden biri de Antalya’nın 18 kilometre kuzeybatısında yer alan Döşemealtı ilçesidir. Antik çağda sahildeki Pamfilya kenti ile iç kesimlerdeki Pisidia kentini bağlayan yollardan biri olan ilçe merkezine 8 kilometre uzaklıktaki Derbent Boğazı’nda yer alan döşeme taş yol ilçeye ismini vermiştir. İlçenin jeolojik yapısı traverten taraçaları çevreleyen Mesozoyik-Tersiyer, çoğunlukla da Kretase yaşta kireçtaşı birimler şeklindedir. Tüm bu birimler bölgenin hidrolojik olarak yüksek aktiviteye sahip olmasına bir diğer deyişle yerin birkaç metre altında su dolu dehlizlerin ve boşlukların oluşmasına, akan bir nehrin birden bire yerin altından kaybolmasına ya da bir dağ yamacından bir çağlayan patlamasına neden olmaktadır.