Bergama; Ne Yerde Ne Gökte

Fotoğraflar: Tijen Burultay

Sabahın erken saatinde uyanıp gün aydınlığında tekrar ilçeyi keşfe çıkmıştım. Eski bir Rum evi olan pansiyonumun bulunduğu Barbaros Mahallesi tepeden inen yamaçların son bulduğu yerde başlıyordu. Yamaçların düzlüğe dönüştüğü yerde doğudan gelen Selinos Çayı kıvrılarak Bakırçay Ovası’na doğru ilerliyordu. Selinos Çayı’nın üstünde tepeye doğru yükselen yamaçlarda halk arasında Kale Mahallesi diye anılan yerleşim yeri bulunuyordu. Mahallenin yolları çay üzerinde yer alan Selinos köprüleri ile merkeze bağlanıyordu. Helenistik yapıda olan köprülerden geçiyor çayı takip ediyordum. İlçe merkezinden uzaklaştığım hissine kapıldığım anda kendimi Kınık Garajı’nda buluvermiştim. Az önceki sessizlik araba sesleri ve simsarların bağırışlarıyla yer değiştirmişti. Garajın hemen yanında yer alan Kızıl Avlu’nun kırmızı tuğladan yapılma yüksek duvarlarıyla da karşılaşınca şaşkınlığım daha bir artmıştı. Selinos Çayı, Kızıl Avlu diye bilinen bazilikanın yanındaki iki antik tünelin içinden tekrar görünmüştü. Halkın “ne yerde ne gökte” diye tanımladığı mahallede olduğumu anlamıştım. Çay bazilikaya yakın bir yerde bu iki antik tünele girip kayboluyor tünellerin son bulduğu yerden bakınca da evler ne yerde ne de gökte gibi görünüyordu.